İçeriğe geç
İzmit Dosya

Gündelik hayatın merak edilen dosyaları

Kişisel Gelişim 3 dk okuma

Ara Vermek Öğrenmeyi Neden Durdurmaz, Hızlandırır

Masadan kalkmak ilerlemeyi kesiyormuş gibi görünür. Oysa bilginin yerleştiği yer çoğu zaman tam da o aradır.

Yazar: Neslihan Erdemir

Çalışırken ara vermek, çoğu insanın içten içe suçluluk hissettiği bir davranıştır. Masadan kalkmak, ilerlemeyi durdurmak gibi görünür; sanki verilen mola, sonuca ulaşma süresine doğrudan eklenmektedir. Bu yüzden pek çok kişi kendini zorlayarak saatlerce oturur ve kalktığında ne kadar az iş çıktığına şaşırır.

Oysa ara vermek, öğrenmenin duraklaması değil, başka bir aşamasıdır. Yeni bilginin yerleşmesi, dikkatin tazelenmesi ve dağınık parçaların birleşmesi çoğunlukla masadan uzaklaşıldığı sırada gerçekleşir. Molayı planın dışında bir kaçamak değil, planın bir parçası olarak görmek bu yüzden gereklidir.

Dikkat neden kendiliğinden azalır

Uzun süre tek bir işe odaklanıldığında performans yavaşça düşer. Bu düşüş fark edilmez, çünkü kişi hâlâ çalışıyordur; sayfalar çevrilmekte, satırlar okunmaktadır. Ancak okunanın ne kadarının kaldığı sorulduğunda tablo değişir. Belirli bir noktadan sonra geçen süre, öğrenilen miktara neredeyse hiçbir katkı yapmaz.

Kısa bir ara, bu düşüşü tersine çevirir. Molanın ardından oturan kişi genellikle molaya girdiği andan daha yüksek bir kapasiteyle devam eder. Bu yüzden mola, harcanan zaman değil, geri kazanılan verimdir. Aynı iki saat, arasız çalışıldığında daha az, doğru bölündüğünde daha çok üretir.

Zihin arka planda çalışmaya devam eder

Ara vermenin daha az bilinen faydası, bilginin durmadan işlenmeye devam etmesidir. Bir problem üzerinde tıkanıp kalkan kişinin, çayı doldururken ya da yürürken çözümü bulması sık yaşanan bir durumdur. Bu tesadüf değildir. Bilinçli çaba durduğunda zihin, o ana kadar denenen dar yolun dışına çıkabilir.

Aynı mekanizma öğrenmede de çalışır. Bir konuyu çalıştıktan sonra verilen ara, yeni bilginin daha önce bilinenlerle bağ kurmasına imkân tanır. Bu bağ kurma işi, üstüne yeni bilgi yığıldığında gerçekleşemez. Ardı ardına farklı konular çalışmak bu yüzden yorucu olduğu kadar verimsizdir; hiçbirine yerleşme fırsatı verilmemiştir.

Bu yüzden bir konuyu bitirdikten hemen sonra verilen kısa ara, bir sonraki konuya geçişin de kalitesini belirler. Ara verilmeden yapılan geçişlerde iki konu birbirine karışır ve ikisi de bulanıklaşır. Birkaç dakikalık bir boşluk, önceki konunun kapanmasına ve yenisinin temiz bir zeminde başlamasına imkân tanır.

İyi bir mola nasıl olur

Her ara aynı etkiyi yapmaz. Molanın işe yaraması için tükenen kaynağın gerçekten dinlenmesi gerekir. Kitap okuduktan sonra ekrandan haber okumak, göz ve dikkat açısından mola sayılmaz; aynı sistem çalışmaya devam eder. Kişi masaya döndüğünde kendini daha yorgun hisseder ve molanın işe yaramadığına karar verir.

İşe yarayan aralar genellikle üç özellik taşır: kısa hareket içerir, ekran barındırmaz ve zihni yeni bilgiyle doldurmaz. Pencereden dışarı bakmak, birkaç dakika yürümek, su içmek, hiçbir şey yapmadan oturmak bu tanıma girer. Beş ila on dakika çoğu durumda yeterlidir. Sürenin uzunluğundan çok, türü belirleyicidir.

Uzun aralara da yer açmak gerekir. Birkaç saatte bir verilen kısa molalar dikkati toparlar, ama günün tamamını taşıyacak olan şey uykudur. Yeni öğrenilenlerin uzun süreli belleğe yerleşmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir. Bu yüzden sınav öncesi geceyi uykusuz geçirmek, o gün öğrenilenlerin büyük bölümünü baştan feda etmek anlamına gelir. En verimli ara, çoğu zaman en uzun olanıdır.

Aralara bir düzen vermek

Mola verme kararını o ana bırakmak genellikle iki uçtan birine götürür: ya hiç verilmez ya da her sıkıldığında verilir. İkincisi özellikle sinsidir, çünkü zorlanmanın başladığı an tam da öğrenmenin gerçekleştiği andır. Zorlandığı için kalkan kişi, en verimli dakikayı sürekli olarak keser.

Bu yüzden aralar önceden belirlenmiş olmalıdır. Süreye ya da doğal bir bölüme göre kurulan basit bir düzen yeterlidir: bir bölüm bittiğinde ya da belirli bir süre dolduğunda kalkmak. Böylece kalkma kararı ruh hâline değil, düzene bağlanır. Sıkıldığı an değil, sırası geldiği an kalkan kişi hem daha çok çalışır hem de kalkmayı hak ettiğini bildiği için molanın tadını çıkarır.

Uzun vadede en çok ilerleyen insanlar en uzun oturanlar değildir. Çalışma ile dinlenme arasındaki geçişi bir düzene bağlayanlardır. Ara vermeyi öğrenmek, aslında ne zaman durulacağını bilerek daha uzun süre devam edebilmeyi öğrenmektir.